karışık...
güzel bir kelime...
tek başına da çok anlamlı...
başka bir kelimeye ihtiyacı yok yanında...
yaşanılması zor ama kendi çok güçlü...
tek başına çok derin...
herşeyi içeriyor ve herşeyi anlatıyor...
insanı düşünmeye iten ve harekete geçiren bir kelime...
karışık...
güzellikler ve çirkinlikler birarada barınıyor bünyesinde...
neyi tercih etmek istediğinize ve ne uyguladığınıza bağlı...
karışık dediğiniz olaylarla anca kararlılıkla başa çıkabilirsiniz...
ondan kurtulmanın tek yolu budur...
aksi halde hayatınız kerışıklığın elindedir...
kabullenseniz iyi olur...
bu yazıyı niye yazdım bilmiyorum ama sanırım hayatım karışıklığın ellerinde...
ve benden fidye istiyor.....
22 Mayıs 2009 Cuma
kadehteki ben...
insan hayatını hep bir kadehe benzetirim ben...
hayat tüm cömertliğiyle rakı misali dolmuştur içine...
onun ayarını tutturmaktır marifet olan...
nekadar sulandıracağın senin elindedir yani...
bir miktar sulandırmak gerekir elbet...
ancak suyu fazla koyarsan gevşer...
öyle de olunca hem zevk almazsın hem de çabuk çarpar...
aslolan sek içmek de değildir zira yakar...
yanında buz ister meze ister...
kadehi ağzına kadar doldurmamak da gerekir bana kalırsa...
herzaman dudak payı bırakmak gerekir...
ben hep üç buz attım kadehime...
sevgi,saygı,merhamet...
işe yarayıp yaramadığı tartışılır...
bazen fazla sulandırdı bazen az kaldı ama...
hep çakırkeyifim...
güldürürsen güler,dokunsan ağlarım...
hayat tüm cömertliğiyle rakı misali dolmuştur içine...
onun ayarını tutturmaktır marifet olan...
nekadar sulandıracağın senin elindedir yani...
bir miktar sulandırmak gerekir elbet...
ancak suyu fazla koyarsan gevşer...
öyle de olunca hem zevk almazsın hem de çabuk çarpar...
aslolan sek içmek de değildir zira yakar...
yanında buz ister meze ister...
kadehi ağzına kadar doldurmamak da gerekir bana kalırsa...
herzaman dudak payı bırakmak gerekir...
ben hep üç buz attım kadehime...
sevgi,saygı,merhamet...
işe yarayıp yaramadığı tartışılır...
bazen fazla sulandırdı bazen az kaldı ama...
hep çakırkeyifim...
güldürürsen güler,dokunsan ağlarım...
21 Mayıs 2009 Perşembe
NE YAPMALI?
sustum,
acıdı kalbim...
konuştum,
acıdı dilim...
okudum,
acıdı beynim...
yazdım,
acıdı yüreğim...
güldüm,
acıdı dudağım...
ağladım,
acıdı gözlerim...
sevdim,
acıdı benliğim...
KÜSTÜM.....
acıdı kalbim...
konuştum,
acıdı dilim...
okudum,
acıdı beynim...
yazdım,
acıdı yüreğim...
güldüm,
acıdı dudağım...
ağladım,
acıdı gözlerim...
sevdim,
acıdı benliğim...
KÜSTÜM.....
18 Mayıs 2009 Pazartesi
NEŞE
felek karşısına ilk çıktığında çok küçüktü neşe...
onun sevimli oyunlarına kanmış,hayat denen koca salonda onunla dans etmek zorunda kalmıştı...
bir tango dansçısı edasıyla kafasını hiç eğmiyor,dimdik duruyordu..
hernekadar felek figürlerde yanlışlık yapıp neşenin ayağına takılsa da ustaca kamufle edebiliyordu bunu..
adı kadar neşeli ve umutluydu...
lakin karşısına çıkan güçlükler pek de çabuk pes edeceğe benzemiyordu...
hayatın bir yerinden kotarsa diğer taraflardan saldırı geliyordu...
herkesi anlamak ve herkese kendini anlatmak zorundaydı...
çünkü etrafındakiler kısırdöngü bir hayat yaşıyordu ve onun geniş dünyasını anlamıyorlardı....
ilk kabuğunu kıran olmak ağır bedeller ödetse de yılmamaya çalışıyordu...
ilkönce sevdiği işi yapmaya karar verdi ve eğitimini aldı...
sonra mecburi hizmet için şehir dışına çıktı ve orada yaşamını devam ettirdi...
etrafındakiler için bu bile yeterince uç noktaydı...
lakin bu onun hayatıydı ve bildiği gibi yaşamak zorundaydı mutluluklarının da mutsuzluklarının da sahibi olmak istiyordu...
gün geldi etrafı da onu anladı ve herşeyi benimsediler çünkü doğru onunkiydi sadece biraz daha geç karşılaştılar okadar...
kendi işini yapıyor,kendi hayatını yaşıyordu ama birşeyler eksikti...
besle,büyüt ve nankörlük gör sisteminde çalışan özel hayatı allak bullaktı ve artık umrunda da değildi...
hayatı sorguladığı günlerden birinde çalıştığı okulun servisinden dışarı umutsuzca bakarken buluta takıldı gözü...
sanki bulut ona gülümsüyordu...
birden bir ışık,bir umut geldi yüreğine...
'Allah'ım beni sevdiğin için teşekkür ederim,şükürler olsun!'dedi
ve biraz daha gülümsedi bulut...
onun sevimli oyunlarına kanmış,hayat denen koca salonda onunla dans etmek zorunda kalmıştı...
bir tango dansçısı edasıyla kafasını hiç eğmiyor,dimdik duruyordu..
hernekadar felek figürlerde yanlışlık yapıp neşenin ayağına takılsa da ustaca kamufle edebiliyordu bunu..
adı kadar neşeli ve umutluydu...
lakin karşısına çıkan güçlükler pek de çabuk pes edeceğe benzemiyordu...
hayatın bir yerinden kotarsa diğer taraflardan saldırı geliyordu...
herkesi anlamak ve herkese kendini anlatmak zorundaydı...
çünkü etrafındakiler kısırdöngü bir hayat yaşıyordu ve onun geniş dünyasını anlamıyorlardı....
ilk kabuğunu kıran olmak ağır bedeller ödetse de yılmamaya çalışıyordu...
ilkönce sevdiği işi yapmaya karar verdi ve eğitimini aldı...
sonra mecburi hizmet için şehir dışına çıktı ve orada yaşamını devam ettirdi...
etrafındakiler için bu bile yeterince uç noktaydı...
lakin bu onun hayatıydı ve bildiği gibi yaşamak zorundaydı mutluluklarının da mutsuzluklarının da sahibi olmak istiyordu...
gün geldi etrafı da onu anladı ve herşeyi benimsediler çünkü doğru onunkiydi sadece biraz daha geç karşılaştılar okadar...
kendi işini yapıyor,kendi hayatını yaşıyordu ama birşeyler eksikti...
besle,büyüt ve nankörlük gör sisteminde çalışan özel hayatı allak bullaktı ve artık umrunda da değildi...
hayatı sorguladığı günlerden birinde çalıştığı okulun servisinden dışarı umutsuzca bakarken buluta takıldı gözü...
sanki bulut ona gülümsüyordu...
birden bir ışık,bir umut geldi yüreğine...
'Allah'ım beni sevdiğin için teşekkür ederim,şükürler olsun!'dedi
ve biraz daha gülümsedi bulut...
14 Mayıs 2009 Perşembe
kimbilir?
-sally saat 1...
-biliyorum...
-ne zaman yatacaksın da nezaman kalkacaksın?
-bilmiyorum...
aslında nezaman kalkacağımı biliyorum çünkü işe gideceğim ama nezaman yatacağımı bilmiyorum...
yatıyorum beynim durmuyor...
tam randımanlı iş makinası çalışıyor ha çalışıyor...
sağdan,soldan,aşağıdan,yukarıdan düşünceler hücum ediyorlar...
sadece kendimi de düşünmüyorum üstelik...
ona nolacak,buna nolacak...
sanane dimi?
yok banane değil işte...
herkes mutlu olsun,herkes huzurlu olsun ki ben de olayım...
herkes uyuyor oysa belki de rüyalarında mutlular...
benim bir rüyam bile yok şimdi...
birazdan olur mu acaba?
olur belki!
hadi ben dualarımı edeyim de yatayım bari;belki uyurum.
ha bir de;
belki birgün...(boşlukları olumlu düşüncelerle doldurun ve gülümseyin)
ne dersiniz?
-biliyorum...
-ne zaman yatacaksın da nezaman kalkacaksın?
-bilmiyorum...
aslında nezaman kalkacağımı biliyorum çünkü işe gideceğim ama nezaman yatacağımı bilmiyorum...
yatıyorum beynim durmuyor...
tam randımanlı iş makinası çalışıyor ha çalışıyor...
sağdan,soldan,aşağıdan,yukarıdan düşünceler hücum ediyorlar...
sadece kendimi de düşünmüyorum üstelik...
ona nolacak,buna nolacak...
sanane dimi?
yok banane değil işte...
herkes mutlu olsun,herkes huzurlu olsun ki ben de olayım...
herkes uyuyor oysa belki de rüyalarında mutlular...
benim bir rüyam bile yok şimdi...
birazdan olur mu acaba?
olur belki!
hadi ben dualarımı edeyim de yatayım bari;belki uyurum.
ha bir de;
belki birgün...(boşlukları olumlu düşüncelerle doldurun ve gülümseyin)
ne dersiniz?
GAMLI BAYKUŞ
ikizler burcuyum ben...
ne zaman neye heves edeceğim pek belli olmaz...
çok büyük heveslerim olmadı hiçbirzaman ama hep oyalanacak,hayata tutunacak birşeyler buldum kendime....
bir ara okumaktı...
öyle bir okumak ki ilkokulda 1 haftada roman bitirecek kadar okumak...
ortaokuldayken de yabancı müziklere düşkündüm mesela...
özellikle 80 lere ait önemli bir arşivim vardı...
vardı diyorum çünkü benim sarışın kızkardeşim o küçük yaşta kasete ses kaydetmeyi keşfetmenin gururuyla kendi muhteşem(!) sesini nice sanatçı ve yorumlarına tercih etmişti...ve arşiv yalan oldu...
sonra dergiler;gençlik dergileri ama öyle nasıl makyaj yapılır,erkek nasıl tavlanır filan anlatılan dergilerden değil böyle esaslı,gençliğe yardımcı,yönlendiren, bilgilendiren dergiler...
bir de abimin havacılıkla ilgili olan dergileri vardı...
onları da okurdum...
sonra birara kurslara taktım kafayı;bilgisayar kursu,muhasebe kursu hepsine gittim...
sonra üniversite...
orada kendimle ilgili zevk aldığımı keşfettiğim şeyler oldu;yemek yapabiliyor olmak gibi...
çeşit çeşit en lezzetlisinden...
övünüyor demeyin;yiyenlerin ve övenlerin yalancısıyım...:)
evdeyken pek ihtiyaç olmamıştı benim yemek,pasta,börek yapmama zira annem bu işin duayenidir...
aramızda kalsın;boynuz olarak kulağı geçmeye çabalıyorum ama anne yemeği farklı oluyor yahu!!!
kendi de farkındadır bu durumun ve takdir edilmediği zaman mutlaka 'hmm çok güzel olmuş' diyerek gözümüzün içine bakar sonra gelsin iltifatlar...
neyse okul da bitti çalışmaya başladım...
çalışıyor olmak en büyük zevkti benim için hem hobim hem de hayat akışım oldu...
(bir de kişilerle iletişiminiz sağlamsa haftasonu bile yerinizde duramıyor oluyorsunuz...)
çalışmadan evde oturmayı hayal bile edemiyorum...
sonra birara da dizilere taktım;hergün mutlaka bir dizi izliyordum işten geldiğimde,
şimdi onu da bıraktım ve iyi yaptığımı düşünüyorum;her akşam dizilerdeki karakterlere üzülmekten helak oluyordum ayol...
zaten etrafımızda yeterince çeşitli hayatlar yaşayan,üzülen,kırılan,mutsuz insanlar var;onlara destek olmak varken bir de enerjimizi sanal aleme harcamamak lazım değil mi?...
şimdilerdeyse tekrar yazmaya başladım....
başıma gelen iyi kötü ne varsa yazıyorum...
ne düşünüyorsam yazıyorum...
önceki yazdıklarımı da biraraya getiriyor sıralıyorum...
saat gecenin bilmemkaçı ve gamlı baykuş hala ayakta...
yazmaya devam edecek....bekleyin...:)
ne zaman neye heves edeceğim pek belli olmaz...
çok büyük heveslerim olmadı hiçbirzaman ama hep oyalanacak,hayata tutunacak birşeyler buldum kendime....
bir ara okumaktı...
öyle bir okumak ki ilkokulda 1 haftada roman bitirecek kadar okumak...
ortaokuldayken de yabancı müziklere düşkündüm mesela...
özellikle 80 lere ait önemli bir arşivim vardı...
vardı diyorum çünkü benim sarışın kızkardeşim o küçük yaşta kasete ses kaydetmeyi keşfetmenin gururuyla kendi muhteşem(!) sesini nice sanatçı ve yorumlarına tercih etmişti...ve arşiv yalan oldu...
sonra dergiler;gençlik dergileri ama öyle nasıl makyaj yapılır,erkek nasıl tavlanır filan anlatılan dergilerden değil böyle esaslı,gençliğe yardımcı,yönlendiren, bilgilendiren dergiler...
bir de abimin havacılıkla ilgili olan dergileri vardı...
onları da okurdum...
sonra birara kurslara taktım kafayı;bilgisayar kursu,muhasebe kursu hepsine gittim...
sonra üniversite...
orada kendimle ilgili zevk aldığımı keşfettiğim şeyler oldu;yemek yapabiliyor olmak gibi...
çeşit çeşit en lezzetlisinden...
övünüyor demeyin;yiyenlerin ve övenlerin yalancısıyım...:)
evdeyken pek ihtiyaç olmamıştı benim yemek,pasta,börek yapmama zira annem bu işin duayenidir...
aramızda kalsın;boynuz olarak kulağı geçmeye çabalıyorum ama anne yemeği farklı oluyor yahu!!!
kendi de farkındadır bu durumun ve takdir edilmediği zaman mutlaka 'hmm çok güzel olmuş' diyerek gözümüzün içine bakar sonra gelsin iltifatlar...
neyse okul da bitti çalışmaya başladım...
çalışıyor olmak en büyük zevkti benim için hem hobim hem de hayat akışım oldu...
(bir de kişilerle iletişiminiz sağlamsa haftasonu bile yerinizde duramıyor oluyorsunuz...)
çalışmadan evde oturmayı hayal bile edemiyorum...
sonra birara da dizilere taktım;hergün mutlaka bir dizi izliyordum işten geldiğimde,
şimdi onu da bıraktım ve iyi yaptığımı düşünüyorum;her akşam dizilerdeki karakterlere üzülmekten helak oluyordum ayol...
zaten etrafımızda yeterince çeşitli hayatlar yaşayan,üzülen,kırılan,mutsuz insanlar var;onlara destek olmak varken bir de enerjimizi sanal aleme harcamamak lazım değil mi?...
şimdilerdeyse tekrar yazmaya başladım....
başıma gelen iyi kötü ne varsa yazıyorum...
ne düşünüyorsam yazıyorum...
önceki yazdıklarımı da biraraya getiriyor sıralıyorum...
saat gecenin bilmemkaçı ve gamlı baykuş hala ayakta...
yazmaya devam edecek....bekleyin...:)
10 Mayıs 2009 Pazar
kısmet....
'bu dünyada yaşamadım ben hiç...
hiç hırsım olmadı mesela...
arabam olsun,evim olsun,kariyerim olsun;hiç hayal bile etmedim...
şöyle giyineyim,böyle gezineyim çok yavan benim için...
huzurum olsun kardeşiiiimmmm...'
derdim hep....
sevdiğim ve çok önemli paylaşımlar yaşadığım ama şimdi nerde olduğunu ve ne yaptığını bilmediğim ve herşeye rağmen çok sevdiğim Mehmet arkadaşım derdi ki;'sen fazla mütevazisin fazla tevazu aptallıktır' ben de 'esas aptal sensin,insanlık kazanır herzaman' derdim..
açıkçası hala da içimden diyorum amma ve lakin sonuç şudur ki;
borcum var,huzurum yok...
sevgilim,nişanlım ya da eşim yok...
ailemle zıt düştüğüm zamanlardan birindeyim...
bu yaşımda bile birkaç arkadaşımın ne mal olduğunu öğrenip şaşırdım...
hala bu tip şeylere şaşırabiliyor olmamı da sizden önce kendim yadırgadım...
ama.......
sanırım bu hayat benimle uğraşmaktan bıkacak artık ben hissediyorum...
çünkü ben iflah olmaz bir şekilde hala herşeyin iyi olacağına ve kişilerin mutlaka birgün hakettiklerini bulacaklarına inanıyorum..
ümitsiz vakayım biliyorum!!!
beni böyle sevmenizi umuyorum....
hiç hırsım olmadı mesela...
arabam olsun,evim olsun,kariyerim olsun;hiç hayal bile etmedim...
şöyle giyineyim,böyle gezineyim çok yavan benim için...
huzurum olsun kardeşiiiimmmm...'
derdim hep....
sevdiğim ve çok önemli paylaşımlar yaşadığım ama şimdi nerde olduğunu ve ne yaptığını bilmediğim ve herşeye rağmen çok sevdiğim Mehmet arkadaşım derdi ki;'sen fazla mütevazisin fazla tevazu aptallıktır' ben de 'esas aptal sensin,insanlık kazanır herzaman' derdim..
açıkçası hala da içimden diyorum amma ve lakin sonuç şudur ki;
borcum var,huzurum yok...
sevgilim,nişanlım ya da eşim yok...
ailemle zıt düştüğüm zamanlardan birindeyim...
bu yaşımda bile birkaç arkadaşımın ne mal olduğunu öğrenip şaşırdım...
hala bu tip şeylere şaşırabiliyor olmamı da sizden önce kendim yadırgadım...
ama.......
sanırım bu hayat benimle uğraşmaktan bıkacak artık ben hissediyorum...
çünkü ben iflah olmaz bir şekilde hala herşeyin iyi olacağına ve kişilerin mutlaka birgün hakettiklerini bulacaklarına inanıyorum..
ümitsiz vakayım biliyorum!!!
beni böyle sevmenizi umuyorum....
uyku öyküsü....
garip...
gözkapaklarım kapanıyor 2 saattir ama uyuyamıyorum...
tam dalacam uykuya;birşey dürtüyor beni...
kalkıyorum tuvalete giriyorum,çıkıyorum,su içiyorum,balkona çıkıyorum faydasız...
içimde bir ateş var parlayıp parlayıp sönüyor...
çaresiz olduğum konular var hayatımda...
uykusuzlukta onlardan biri...
çok seviyorum uyumayı ama uyuyamıyorum...
uyusam da her sese uyanıyorum...
uyku ilacı içtim nafile...
yarın işyerinde bol bol kahve tüketimi demek bu...
midem yine benimle dalgasını geçecek...
kıvrandıracak beni...
inanılmaz ama bir aşk oyununa benzetiyorum ben bu durumu...
hani derler ya kaçan kovalanır diye ...
uyku kaçıyor benden,ben azimle kovalıyorum onu...
pek bir cilveli;geliyor yanıma oynaşıyoruz biraz sonra kaçıp gidiyor...
kendimi hovarda bir erkek,uykuyu da fingirdek bir kız gibi düşünüyorum...
ertesi gün ben ona küstüğümde,yanımda istemediğimde bırakmıyor yakamı...
yan etkileri de beraber..
iç organlarıma kadar süzülüyor haspa...
iş çıkışına yakın 'akşama görüşürüz'deyip gidiyor ama akşam yine aynı hikaye...
güzel güzel rüyalar görmek istiyorum oysa ben...
uykunun tadını çıkarmak...son çareyi deneyeceğim şimdi huzurunuzda...
'benimle evlenir misin uyku'm?'
gözkapaklarım kapanıyor 2 saattir ama uyuyamıyorum...
tam dalacam uykuya;birşey dürtüyor beni...
kalkıyorum tuvalete giriyorum,çıkıyorum,su içiyorum,balkona çıkıyorum faydasız...
içimde bir ateş var parlayıp parlayıp sönüyor...
çaresiz olduğum konular var hayatımda...
uykusuzlukta onlardan biri...
çok seviyorum uyumayı ama uyuyamıyorum...
uyusam da her sese uyanıyorum...
uyku ilacı içtim nafile...
yarın işyerinde bol bol kahve tüketimi demek bu...
midem yine benimle dalgasını geçecek...
kıvrandıracak beni...
inanılmaz ama bir aşk oyununa benzetiyorum ben bu durumu...
hani derler ya kaçan kovalanır diye ...
uyku kaçıyor benden,ben azimle kovalıyorum onu...
pek bir cilveli;geliyor yanıma oynaşıyoruz biraz sonra kaçıp gidiyor...
kendimi hovarda bir erkek,uykuyu da fingirdek bir kız gibi düşünüyorum...
ertesi gün ben ona küstüğümde,yanımda istemediğimde bırakmıyor yakamı...
yan etkileri de beraber..
iç organlarıma kadar süzülüyor haspa...
iş çıkışına yakın 'akşama görüşürüz'deyip gidiyor ama akşam yine aynı hikaye...
güzel güzel rüyalar görmek istiyorum oysa ben...
uykunun tadını çıkarmak...son çareyi deneyeceğim şimdi huzurunuzda...
'benimle evlenir misin uyku'm?'
9 Mayıs 2009 Cumartesi
hüzünlü tosbağa...
yazılarımı okuyan herkes çok karamsarsın diyor....
arkadaşlarım,eşlerim,dostlarım,akrabalarım:biliniz ki:
ben dibe vurmadan yazamıyorum...
ve aslında bilirsiniz ki ortalarda da hüzünlü tosbağa şeklinde gezmiyorum...
hatta çoğu zaman hayatın tam ortasında duruyorum denge benmişim gibi...
ama fakat lakin ben de insanım ve duygularımı aktarmam lazım değilmi?
iyi duygular zaten çok çabuk ve hoyratça paylaşılabiliyor...
aradaki duygular da öyle..
lakin kötü,dibe vurduran,zehirli duygular paylaşılsa da gitmiyor kardeşim...
sürekli savman gerek başından kaçarı yok...
e paylaştığım bir canyoldaşım var ama nereye kadar?
o da insan işkence etmemek lazım...
o da dolunca tekrar tekrar kelimelerle oynuyorum yapacak birşey yok...
çok sıkıldınızsa eğer bir de bunu içinde yaşayanı,yaşadıklarını düşününüz..
herzaman şükretmek için bir sebep var değilmi?
seviyorum sizi....
arkadaşlarım,eşlerim,dostlarım,akrabalarım:biliniz ki:
ben dibe vurmadan yazamıyorum...
ve aslında bilirsiniz ki ortalarda da hüzünlü tosbağa şeklinde gezmiyorum...
hatta çoğu zaman hayatın tam ortasında duruyorum denge benmişim gibi...
ama fakat lakin ben de insanım ve duygularımı aktarmam lazım değilmi?
iyi duygular zaten çok çabuk ve hoyratça paylaşılabiliyor...
aradaki duygular da öyle..
lakin kötü,dibe vurduran,zehirli duygular paylaşılsa da gitmiyor kardeşim...
sürekli savman gerek başından kaçarı yok...
e paylaştığım bir canyoldaşım var ama nereye kadar?
o da insan işkence etmemek lazım...
o da dolunca tekrar tekrar kelimelerle oynuyorum yapacak birşey yok...
çok sıkıldınızsa eğer bir de bunu içinde yaşayanı,yaşadıklarını düşününüz..
herzaman şükretmek için bir sebep var değilmi?
seviyorum sizi....
7 Mayıs 2009 Perşembe
2 Mayıs 2009 Cumartesi
YILLAR SONRA
tıkılıp kaldığı izbe odasından yalnızlık kozasını yırtarak hava almak için dışarı çıkmış İlker...evlerinin bir sokak önündeki hareketli caddeye geldiğinde karşılaştığı insan selinde yok olduğunu hissetmiş...'üzerime akıyorlardı sanki'dedi...tahminimce yalnızlığı düşman gibi çıkmıştı karşısına kendini anımsatıyordu...'bukadar kalabalık arasında yıllar önce tanıdığım ve çok sevdiğim arkadaşımın insan vücudunda tek değişmeyen,sahibini eleveren gözlerini seçtim hemen' dedi bana...ve sanki hiç zaman geçmemiş gibi 10 yıla rağmen aynı şekilde gülümsemiş ve sohbet etmeye başlamıştık...nekadar yürüdüğümüzü bilmiyorum ama yorulduğumuzu farkedince en yakın cafenin deri ve rahat kanepelerine kendimizi bıraktık...muhabbet 10 yıllık bir maziye dayanınca birtürlü bitmek bilmiyordu..zavallı garson siparişimizi almak için nefes almamızı bekliyordu ve gözgöze geldiğimizde gülerek ve belki de içinden söverek 'ne alırdınız?' dedi.ilkerle birbirimize bakarak parmağımızı havada şıklatıp o benim yıllar öncesinden beri sürekli içtiğim limonlu sodayı bense onun sevdiği vişne suyunu sipariş vermiştik.aradan yıllar geçmesine rağmen birbirimizin bu basit özelliğini unutmamamız birbirimize verdiğimiz değerin en küçük göstergesiydi...içeceklerimizi yudumlarken geçmiş hatıraların üzerindeki tozları havalandırmış ve her dağılan zerreden başka bir keyif almıştık...önemi yoktu ayrı geçirdiğimiz sürecin...cafenin camından gözüme takılan trafik ışıklarıyla özdeşleştirmiştim hayatlarımızı...olumsuzluklara dimdik durmuş,olacaklara hazırlanmış ve hayat sınavlarından geçmiştik...
bir süre sonra eski ama eskimeyen dostlarımız Kaan ve Neslihan da bize katılınca sohbet çok daha koyulaştı..bitmek bilmeyen anılar,şimdiki hayatımıza dair anlatımlar,çaylar,kahveler,ilkerin üstüne yıkılan ağır bir hesap adüsyonu,kaanı kandırıp gezdirme ve sahlep ısmarlattırma operasyonu,üzerime oynanan espri bombardımanı derken yüzlerimizde kocaman gülücüklerle evlerimize dağıldık...'bu böyle kalmamalı tekrarlanmalı' diye de sözleştik...1 hafta sonra tekrar buluşmak için haberleşmeye çalıştığımızda İlker'e bir türlü ulaşamadık...zaman geçtikçe endişeleniyor ve ne yapacağımızı bilemiyorduk...çeşitli vesilelerle ev telefonuna ulaştığımızda aldık kaza haberini...bir çılgınlık yapmış,kimseye haber vermeden ankaraya gitmiş bir arkadaşıyla yolun hezimetine uğrayabileceğini hesap etmeden...'4 takla atmışlar kaburga kemikleri omurgası kırılmış'dediler tıkanıp kaldık öylece...sonradan aldığımız haberlerde genel durumunun iyi olduğu ve operasyona ihtiyacı olmadığı bildirilince Allah'a bir kez daha şükrettik dualarımızı kabul ettiği için...biran önce iyileş ve aramıza çabuk dön İlker daha çoook paylaşılacak şeyler var...
bir süre sonra eski ama eskimeyen dostlarımız Kaan ve Neslihan da bize katılınca sohbet çok daha koyulaştı..bitmek bilmeyen anılar,şimdiki hayatımıza dair anlatımlar,çaylar,kahveler,ilkerin üstüne yıkılan ağır bir hesap adüsyonu,kaanı kandırıp gezdirme ve sahlep ısmarlattırma operasyonu,üzerime oynanan espri bombardımanı derken yüzlerimizde kocaman gülücüklerle evlerimize dağıldık...'bu böyle kalmamalı tekrarlanmalı' diye de sözleştik...1 hafta sonra tekrar buluşmak için haberleşmeye çalıştığımızda İlker'e bir türlü ulaşamadık...zaman geçtikçe endişeleniyor ve ne yapacağımızı bilemiyorduk...çeşitli vesilelerle ev telefonuna ulaştığımızda aldık kaza haberini...bir çılgınlık yapmış,kimseye haber vermeden ankaraya gitmiş bir arkadaşıyla yolun hezimetine uğrayabileceğini hesap etmeden...'4 takla atmışlar kaburga kemikleri omurgası kırılmış'dediler tıkanıp kaldık öylece...sonradan aldığımız haberlerde genel durumunun iyi olduğu ve operasyona ihtiyacı olmadığı bildirilince Allah'a bir kez daha şükrettik dualarımızı kabul ettiği için...biran önce iyileş ve aramıza çabuk dön İlker daha çoook paylaşılacak şeyler var...
1 Mayıs 2009 Cuma
VİRGÜL İLE NOKTA
çok geniş 2 iyi sülalenin bir ferdiyimvirgül
merhamet,vicdan,iyi niyet,sevgi,saygı,sadakat kelimeleriyle büyütüldümvirgül
kolejde okudum,üniversiteye gittimvirgül
annem hiç veli toplantıma katılmadı çünkü ilk ve son katıldığında 'kızınız çok terbiyeli ama hiç ders çalışmıyor'dediler annem 'verecek cevabım yok' dedivirgül
çok kitap okurumvirgül
ruh halime göre her tür müziği dinlerimvirgül
yazı yazarım virgül
iyi bir çalışanımvirgül
kimseye kötülük düşünmemvirgül
iyi bir arkadaş iyi bir dost olduğumu söylerlervirgül
iyi bir dinleyiciyimvirgül
iyi bir aşığımvirgül
fedakarımvirgül
sınırsız sevebilirimvirgül
hiç kendim öncelikli yaşamadımvirgül
bana yapılan kötülüklere sessiz kalırım ve Allah'a sığınırımvirgül
herkes mutlu olsun isterimvirgül
parayı önemsemem o yüzden hep borcum vardırvirgül
giyim kuşam alışveriş gerektiği kadar vardır hayatımdavirgül
gözüm hiç yüksekte olmadıvirgül
hiçbir hırs yoktur hayata karşı içimdevirgül
hiçbirşeyin sahibi olmak istemedimvirgül
ama ve hatta ve fakat ANLAŞILAMIYORUM NOKTAAAAAAAAAA.....
merhamet,vicdan,iyi niyet,sevgi,saygı,sadakat kelimeleriyle büyütüldümvirgül
kolejde okudum,üniversiteye gittimvirgül
annem hiç veli toplantıma katılmadı çünkü ilk ve son katıldığında 'kızınız çok terbiyeli ama hiç ders çalışmıyor'dediler annem 'verecek cevabım yok' dedivirgül
çok kitap okurumvirgül
ruh halime göre her tür müziği dinlerimvirgül
yazı yazarım virgül
iyi bir çalışanımvirgül
kimseye kötülük düşünmemvirgül
iyi bir arkadaş iyi bir dost olduğumu söylerlervirgül
iyi bir dinleyiciyimvirgül
iyi bir aşığımvirgül
fedakarımvirgül
sınırsız sevebilirimvirgül
hiç kendim öncelikli yaşamadımvirgül
bana yapılan kötülüklere sessiz kalırım ve Allah'a sığınırımvirgül
herkes mutlu olsun isterimvirgül
parayı önemsemem o yüzden hep borcum vardırvirgül
giyim kuşam alışveriş gerektiği kadar vardır hayatımdavirgül
gözüm hiç yüksekte olmadıvirgül
hiçbir hırs yoktur hayata karşı içimdevirgül
hiçbirşeyin sahibi olmak istemedimvirgül
ama ve hatta ve fakat ANLAŞILAMIYORUM NOKTAAAAAAAAAA.....
GİRDAP
yaptım yine yapacağımı...
insanların dünyasına süzüldüm...
anladım herkesi...
anladığımı anlattım...
şaşırdılar...
neşe verdim,keyiflendirdim,çözümledim...
başarılıyım...
insanlara ulaşmakta tek geçerim kendimi...
üzülürüm onlar için yürekten hem de...
salıvermem,salıverdirmem...
görevimi tamamlar geriye çekilirim...
sıra bana gelir...
yok gelmez...gelemez...
kapılar kapalı,açmam,açtırmam...
izinsiz girenler ve hep orda olanlar var...o ayrı...
e onlar da ben zaten...
bir de sağırlığım var kendi içimde...
hem sağır hem dilsizim üstelik...
duymazlar beni,anlatmam da zaten...
nezaman anlattıysam geri döndü...
boomerang ama ucu jiletli...
kesiyor yani..
hem öyle bir kesiyor ki sinirler kopuyor...
cerrahi operasyonlar çaresiz...
açılmamak lazım;kendi denizim yeter bana...
yüzmeyi bilmiyorum zira...
herzaman boğulmaktan kurtulacak değilim ya...
girdaplar başladı ufaktan...
büyüğe yaklaşmamak lazım..
çeker içine mazallah...
Bir kendime lazımım...bir de....?
insanların dünyasına süzüldüm...
anladım herkesi...
anladığımı anlattım...
şaşırdılar...
neşe verdim,keyiflendirdim,çözümledim...
başarılıyım...
insanlara ulaşmakta tek geçerim kendimi...
üzülürüm onlar için yürekten hem de...
salıvermem,salıverdirmem...
görevimi tamamlar geriye çekilirim...
sıra bana gelir...
yok gelmez...gelemez...
kapılar kapalı,açmam,açtırmam...
izinsiz girenler ve hep orda olanlar var...o ayrı...
e onlar da ben zaten...
bir de sağırlığım var kendi içimde...
hem sağır hem dilsizim üstelik...
duymazlar beni,anlatmam da zaten...
nezaman anlattıysam geri döndü...
boomerang ama ucu jiletli...
kesiyor yani..
hem öyle bir kesiyor ki sinirler kopuyor...
cerrahi operasyonlar çaresiz...
açılmamak lazım;kendi denizim yeter bana...
yüzmeyi bilmiyorum zira...
herzaman boğulmaktan kurtulacak değilim ya...
girdaplar başladı ufaktan...
büyüğe yaklaşmamak lazım..
çeker içine mazallah...
Bir kendime lazımım...bir de....?
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
