2 Mayıs 2009 Cumartesi

YILLAR SONRA

tıkılıp kaldığı izbe odasından yalnızlık kozasını yırtarak hava almak için dışarı çıkmış İlker...evlerinin bir sokak önündeki hareketli caddeye geldiğinde karşılaştığı insan selinde yok olduğunu hissetmiş...'üzerime akıyorlardı sanki'dedi...tahminimce yalnızlığı düşman gibi çıkmıştı karşısına kendini anımsatıyordu...'bukadar kalabalık arasında yıllar önce tanıdığım ve çok sevdiğim arkadaşımın insan vücudunda tek değişmeyen,sahibini eleveren gözlerini seçtim hemen' dedi bana...ve sanki hiç zaman geçmemiş gibi 10 yıla rağmen aynı şekilde gülümsemiş ve sohbet etmeye başlamıştık...nekadar yürüdüğümüzü bilmiyorum ama yorulduğumuzu farkedince en yakın cafenin deri ve rahat kanepelerine kendimizi bıraktık...muhabbet 10 yıllık bir maziye dayanınca birtürlü bitmek bilmiyordu..zavallı garson siparişimizi almak için nefes almamızı bekliyordu ve gözgöze geldiğimizde gülerek ve belki de içinden söverek 'ne alırdınız?' dedi.ilkerle birbirimize bakarak parmağımızı havada şıklatıp o benim yıllar öncesinden beri sürekli içtiğim limonlu sodayı bense onun sevdiği vişne suyunu sipariş vermiştik.aradan yıllar geçmesine rağmen birbirimizin bu basit özelliğini unutmamamız birbirimize verdiğimiz değerin en küçük göstergesiydi...içeceklerimizi yudumlarken geçmiş hatıraların üzerindeki tozları havalandırmış ve her dağılan zerreden başka bir keyif almıştık...önemi yoktu ayrı geçirdiğimiz sürecin...cafenin camından gözüme takılan trafik ışıklarıyla özdeşleştirmiştim hayatlarımızı...olumsuzluklara dimdik durmuş,olacaklara hazırlanmış ve hayat sınavlarından geçmiştik...
bir süre sonra eski ama eskimeyen dostlarımız Kaan ve Neslihan da bize katılınca sohbet çok daha koyulaştı..bitmek bilmeyen anılar,şimdiki hayatımıza dair anlatımlar,çaylar,kahveler,ilkerin üstüne yıkılan ağır bir hesap adüsyonu,kaanı kandırıp gezdirme ve sahlep ısmarlattırma operasyonu,üzerime oynanan espri bombardımanı derken yüzlerimizde kocaman gülücüklerle evlerimize dağıldık...'bu böyle kalmamalı tekrarlanmalı' diye de sözleştik...1 hafta sonra tekrar buluşmak için haberleşmeye çalıştığımızda İlker'e bir türlü ulaşamadık...zaman geçtikçe endişeleniyor ve ne yapacağımızı bilemiyorduk...çeşitli vesilelerle ev telefonuna ulaştığımızda aldık kaza haberini...bir çılgınlık yapmış,kimseye haber vermeden ankaraya gitmiş bir arkadaşıyla yolun hezimetine uğrayabileceğini hesap etmeden...'4 takla atmışlar kaburga kemikleri omurgası kırılmış'dediler tıkanıp kaldık öylece...sonradan aldığımız haberlerde genel durumunun iyi olduğu ve operasyona ihtiyacı olmadığı bildirilince Allah'a bir kez daha şükrettik dualarımızı kabul ettiği için...biran önce iyileş ve aramıza çabuk dön İlker daha çoook paylaşılacak şeyler var...

1 yorum:

Adsız dedi ki...

Hayat ne kadar yalan olduğunu ispatladı ve bizlere isterse neler yapabileceğinide. Beni geçici olarak yatağa bağladı bir çoğunu bir ömür boyu. "Tekrar düşün istersen ilker" dedi benle oyun olmaz,sen istediğini yazsanda ben gene bildiğimi oynayacağım sana..ve hayatımda ikinci perde başladı hepinize iyi seyirler.